Helminski, yaşayışı, alışkanlıkları, zevkleri, hassasiyetleri, ilgileri öncelere kıyasla radikal bir biçimde değişmiş ve geçmişle olan rabıtası yine aynı oranda kesilmiş çağımız insanına, onun anlayacağı bir dille kadim hakikatleri hatırlatmakta ve onun ruhunu keşfetmesinin sayısız yolu olduğunu göstermektedir. Benlik, ego, dikkat, farkındalık, bilinç, bilincin altı ya da üstü, dürtü, şuur, varlık ve enerji terimleri ile insanın doğasının “huzurda olma” halini kendisinde içkin ince ve yüksek duygular, hisler, zihni ve kalbi kavrayışlarla nasıl mümkün hale getirebileceğini anlatmakta. Daha ilk gençlik zamanlarında Uzak Doğu’nun ve Hint dünyasının spiritüel geleneklerinden hareketle manevi dinginliğe ve erginliğe erişmiş insan olmanın peşine düşen yazar İslam dininin irfani yönünü fevkalade üst seviyede temsil eden tasavvuf yolunu keşfettikten sonra bu yolun rehberlerinden edindiği eğitimi, terbiyeyi ve öğretiyi şimdi bütün bir dünyaya anlatma gayretinde.